2001 senesinde, okulumuzun Endüstri Mühendisliği bölümünden mezun olan Burak Kutluğ ile, sadece öğrencilerin aklındaki “Ya sonra?” sorusuna cevap vermekle kalmayıp okuyan herkesi hem okula hem de kariyer macerasına doğru keyifli bir yolculuğa çıkartacak bir röportaj yaptık. İyi okumalar dileriz!

Kendinizden kısaca bahseder misiniz?

Nisan 1979’da İstanbul’da doğdum. Baba mesleği beni doğudan batıya 21 ayrı şehir ve 11 farklı okul gezdirdikten sonra, Ankara Gazi Anadolu Lisesi’nden mezun olup 1996 yılında Galatasaray Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümüne hak kazandım. İstanbul’a gelene kadar süreçteki türbülanstan nasıl çıktım bilinmez. Ama aklıma hep gelen söz “ne güçlü olan tür ayakta kalır ne de en zeki olan. Değişime en çok adapte olandır hayatta kalan.”

Galatasaray Üniversitesi’nin hayatınızdaki yeri nedir?

Sanırım ilk soru üniversitemizden önce Galatasaray’ın hayatımda ne manaya geldiği. Bir kere, açık ve net bir gerçek: okula girmeden önce de çok iyi bir Galatasaraylıydım. Ailece çok gezmenin getirdiği ilgisizlikten olsa gerek Galatasaray Lisesi’ne girme şansını kaçırmış biri olarak, mektepli değilsem de alaylı olarak iyi bir Galatasaraylı olmayı her daim önceliklendirdim. Sıkı bir Galatasaray taraftarı ve köklü mektep geleneğinin uzaktan bir hayranı olarak ÖYS’de (o zaman öyleydi adı) tek tercih olarak Galatasaray Üniversitesi yazdım. Haftada 45 saat ders, iki sınav iki sözlü üniversiteyi okumama rağmen sonunda hala pişman değilim😊 Galatasaray Üniversitesi, belki akademik makale veya bütçe olarak en öne çıkan üniversite değil; ancak, serbest düşüncenin, analitik yaklaşımın Türkiye’deki tek gerçek temsilcisidir. Eğitim sisteminin özeti ise bana göre “Montrez que”’dür. Açıkçası bilgiyi değil de öğrenmeyi ve çözümlemeyi öğreten bu zorlamanın ne manaya geldiğini ben yürüdüğüm yolda anladım. Müteşekkirim.

Üniversite ile ilgili en unutamadığınız anınız nedir?

Bizim kuşağın FIT’leri için unutulmaz anılar ve unutmak istediğimiz (!) anılar şeklinde iki fasikül çıkar. Size şimdi cevabını bizim de bilmediğimiz sorular soracağız denilerek girilen final sınavlarından, macera dolu Fransa seyahatlerine, boğaz kenarındaki harika okul partilerinden, yanan binamızdaki orta kantinin (bilmez çoğunuz) sürreel ortamına, okul yönetimiyle kavgalarımızdan, eksantrik öğretmenlerimize, sahildeki basket potalarından, gerçek francophone ile peu francophone’ların trajikomik kaynaşmalarına kadar saatlerce askerlik anısı gibi yazabilirim.

Ama her halde en didaktik temalı olanı, bana “sıfır eşittir sıfırı ispatla” deyip hasbelkader ispatladıktan sonra, “ama ben sana yine de beni hiç unutma diye sıfır veriyorum” diyen hoca ile olan anım. O sözlülerin adı Colle müydü kholle müydü hala aklımda muamma, ama sıfır baki.

Bu sene fiziksel olarak bir mezunlar buluşması yapamadık ama sloganımız “Tüm yaz La Rantrée”. Daha önce etkinliklere geliyor muydunuz?

Uzun dönem geldim. Sonra gelmedim. Benim hatam. Aile ziyaretini aksatmak gibi içte bir sızı bırakıyor. Ama hatanın hepsini kendime alacak değilim. Siz de biraz daha iyi duyurun😊 Belki biraz da “benim dönemden kim gelir ki artık” deyip ziyaretleri aksatmış olabilirim. Etkinlik öncesi “kendi dönemimden kimler geliyor acaba?” sorusuna cevap verecek bir arayüz enteresan olabilirdi.

Biraz da kariyeriniz hakkında konuşmak isteriz. Şu anda çok büyük bir şirkette çok önemli bir pozisyonda çalışıyorsunuz. Galatasaray Üniversitesi’nden mezun olmak kariyerinizde ne gibi avantajlar sağladı?

Türkiye’nin en önemli finansal krizi sayılan hadiseler akabinde 2001’de mezun olan o çok şanslı azınlıktanım 😊. 4 dil bilenlerin asgari ücretin yarısıyla çalıştırıldığı enteresan bir dönemdi. Biraz sudan çıkmış balık olarak ticaret, işletme denemelerinde bulundum. Fransa, Amerika, Japonya fırsatları derken Gebze’de bir bakır fabrikasında başlayan bir profesyonel kariyerim oldu. Hayat bu coğrafyada çok planlı olamayabiliyor. 2003 yılında Akfen Holding’in ilk İstanbul personeli olarak başladığım yolculuk 2015 Eylül’e kadar sürdü. İş Geliştirme ve Yatırımlar Direktörü olarak ayrıldığım ve süreçte Türkiye’nin en büyük altyapı yatırım grubu haline gelen firmada -biraz kısmet biraz beceri diyelim- milyarlarca dolarlık şirket satın almaları, finansman, envai çeşit yapı ve millet ile ortaklıklar, onlarca farklı yatırım içerisinde bulunma fırsatım oldu.  Bazı şeyler sakinleşince ve durağanlaşınca yeni maceralara atlamak istedim. 2015 yılında yeniden yapılanma arayışı kapsamında, icra kurulu üyesi olarak Türkiye’nin en büyük gayrimenkul şirketlerinden olan Ağaoğlu Şirketler Grubu’na transfer oldum. Ocak 2020’den beri gayrimenkul, enerji ve turizme yatırım yapan grubun CEO’suyum. Bu tip şirketler artık şahısların ötesinde, 10 binlerce insana bakan ülkenin sektörel yapı taşları. Benim yeni pozisyonum şirketi ileri götürebilmek için yenilikçi bir hareketin ayak sesleri diyebiliriz.

Galatasaray Üniversitesinden kariyerimde ne kazandırdı? Kariyer dediğiniz şey aslında karakterinizle ilintili. Zorluklara direnç, analitik yaklaşma yeteneği, adaptasyon, kültürel altyapı ve eğitim kurumunun doğasında taşıdığı ve öğrencilere aşıladığı özgüven. Tabii, Fransızca iş hayatımda her zaman işime yaramasa da hep çok havalıydı.

Genç mezunlara tavsiyeleriniz neler? Kendilerini nasıl geliştirmeliler, hangi konularda öne çıkmalılar?

Bana da çok tavsiye verdiler. Kaçını dikkate aldım hatırlamıyorum. Ama, not düşülsün diye ileteyim. Hayatın sırrı kitabından çıkma gibi olmasın. Bunlar benim tecrübe ettiklerim. 

1.Gezin. Maddi imkansızlıkları bahane etmeyin. Nelere imkân ayırdığınızı düşünün. Gidebileceğiniz kadar uzaklara, sadece size yetecek kadarıyla gitmeye çalışın. Paranız sadece karşı yakaya geçmeye yetiyorsa oraya geçin.

2.Konuşun. Mümkünse benzemeyenlerle konuşun. Yabancı dilinizi ve size yabancı olan şeylerle iletişiminizi geliştirin. Hatta üniversiteyi bitirmeyi bile ikincil yapın. İletişimde limitleri zorlayın. Bu yabancı dil eskiden sadece İngilizceydi. Bence artık mühendisler için yabancı dile kodlama da giriyor. Hala Pascal öğretiliyor mu bilmiyorum ama biraz daha ileri gidin tabii.

3.Direnin. Hayatta doğru yol veya yanlış yol yok. Gittiğiniz yol var. Her önünüze çıkan da başka yöne giderseniz başlangıç noktasından çok uzaklaşamıyorsunuz. Yanlışta ısrar etmek başka, her rüzgârda başkasını suçlayıp vazgeçmek başka.

4.Vicdanınızı kaybetmeyin. Bu zaten kendini anlatıyor.

Yeni normali konuşuyoruz bugünlerde. Sizce yeni normal nasıl olacak? Bizi neler bekliyor, kendimizi buna nasıl hazırlamalıyız?

Ben yeni normali ikiye ayırıyorum. Geçici duygularla oluşan ve kalıcı etki bırakacak olanlar. İnsan içinde bulunduğu duruma uyum sağlamaya mecbur bir varlık. Ancak tehdit ortadan kalktığı noktada birçok davranış da aslında dönecektir. İnsan oğlu kötüyü arkada bırakmaya meyilli bir tür.

Yeni normal ile ilgili okulumuzda kitaplar yazabilecek çok fazla mezun, akademisyen var. Ancak, benim gördüğüm kalıcı olan “yeni normal ‘’de önceliklerimizi yeniden tanımlayacağız. Bu pandemi süreci ile birlikte hepimiz hızla akan hayatı bir an durdurup kendimizi dinleyebildik. Matriks filmine benzetiyorum. Değerlendirebilene bundan sonraki yeni normal daha fazla mutluluk bile sunabilir.

Öte yandan da hepimizin test ettiği ve hazır hale geldiğimiz dijital uyumluluğu da not edelim. Komplo teorilerine girmeden yeni bir çağa geçtiğimizi hissettiren çok fazla bulgu var.

Mezunlara ve Galatasaray camiasına bir mesajınız var mı?

Galatasaray Üniversitesi ve eğitim kurumları çok özel bir camianın parçası ve ben de camianın ve sizlerin bir parçası olmaktan her zaman gurur duyuyorum. Kapım her zaman tüm Galatasaray Üniversitelilere açık. Güzel ve eski normal günlerde keyifle buluşabilmek ümidiyle.

%d blogcu bunu beğendi: